Kürt Dili ve Tarihi:
Boyunduruk altında tutulan,
ulusal kurumlaşmaktan, dil, kültür, toplumsal ve tarihsel değerlerini araştırıp
geliştirme olanaklarından yoksun bırakılan bir ulusun dili olduğundan, Kürt dili
yeterince araştırılıp zenginlikleri ortaya çıkarılamamış , onu geliştirecek
bilimsel kurum ve kuruluşlar, özellikle ülkede yaratılamamış, araştırma alanında
yeterli yetkin Kürt dilbilimcileri yetişemezken kendi olanak ve çabalarıyla
ortaya çıkan tek tük aydınlar da her zaman boyundurukçu devletin tehdidi altında
bulunmuşlardır.
Sözkonusu nedenlerle, Kürt dili üzerindeki araştırmalar, Kürtler bakımından Irak
Kürdistanı´ndaki istisna durumu saymazsak, bu tek tük aydınların daha çok da
yurt dışında yaratmaya çalıştıkları sınırlı olanaklarla yetinmek zorunda
kalmıştır. Irak Kürdistanı´ndaki kesintisiz ulusal mücadelenin yarattığı
kültürel görece serbestlik ve ardından 1960´lardan sonra gelen sınırlı otonomi
olanakları, bu parçada dilimiz üzerinde çalışan aydın sayısının ve araştırma
kurumunun bir dereceye kadar daha fazla olmasını beraberinde getirdiğinden, bu
parçada göze çarpan değerli çalışmalardan bahsedilebilir. Bunun ötesinde, Kürt
dili üzerine yazılanlar, yabancı kimi doğubilimci, dilbilimci, gezgin ve
misyonerlerin eserleridir.
Ayrıca Kurdistan´ı boyunduruk altında tutan devletlerin ve Kürdistan üzerine
bazı hesapları olan çevrelerin Kürt dili ve lehçeleri üzerine siyasi maksatlarla
çıkardıkları araştırma denilen çalışmaları da belirtmek gerekir. Bunların amacı
Kürt dili üzerine gerçekçi bilimsel araştırmaları değil, siyasi amaçlarına
hizmet edecek yalan yanlış idiaları yaygınlaştırmak olmuştur. Türk devleti,
günümüze kadar Kürt ulusunun varlığını inkar ettiğinden, sözkonusu çalışmalar
aracılığıyla Kürtleri, Orta Asya kökenli Türk soylarının bir parçası olarak
göstermeye kalkışmış, Kürtçe´nin de Türk ırkından gelen bir topluluğun(Dağlı
Türklerin) asimilasyon sonucu konuştuğu Arapça, Farsça ve Türkçe karışımı birkaç
bin kelimelik yapmacık bir dil olduğunu öne sürmüştür. Bir yandan bunu yaparken
diğer yandan da Kürt ulusunu bölmek için örneğin Zazaca´nın Kürtçe´nin bir
lehçesi olmadığı, ama hem Zazaca hem de Kurmancca konuşanların, Türklerin birer
kolu oldukları saçmalıklarına bile başvurmuştur. Türk iktidarları özellikle son
zamanlarda, Kürt ulusunun ve Kürtçe´nin artık inkar edilemediği günümüzde,
Zazaca´nın Kürtçe olmadığını iddia eden çevrelere alttan alta destek vermekte,
bu tür iddiaların yaygınlaşmasına yardımcı olmaktadır.
Zazaca´nın Kürtçenin bir lehçesi olmadığını günümüzde siyasi maksatlarla öne
süren çevrelerden bazıları da kimi Ermeni milliyetçi ideologlarıdır. Büyük
Ermenistan iddialarına sarılan bu çevreler Kürdistan´ın kuzey ve batı
kesimlerini de bu Ermenistan´ın sınırları içinde saymaktadırlar. Buralarda
Ermeni nüfusunun olmadığı bilincinden hareketle Zazaları, özellikle de Dersim´in
Alevi Zazalarını köken itibariyle Ermeni göstermeye kalkışmakta ve bu maksatla
da Zazacayı diğer Kürt lehçelerinden uzak tutmaya, Ermenice´ye yaklaştırmaya
çalışan gülünç tezler üretmektedirler. Bu çevrelerin de Zazaların Kürt
olmadığını öne süren kimi çevreleri destekledikleri görülmektedir. Ilginç olanı,
Ermenilerle Türklerin destek verdikleri çevrelerin aynı olmasıdır.
Fars iktidarları ve onların paralı ideologları da çabalarını, Kürtçe´nin
bağımsız bir dil olmadığı, Farsça´nın lehçelerinden biri olduğu, Kürtlerin de
Fars ulusunun bir parçası olduğu iddialarını yaygınlaştırmaya sarfetmişlerdir.
Siyasal iktidarlar ve onların özel maksatlı kurum ve kişileri dışında kimi
yabancı dilbilimci, gezgin ya da misyoner de bazan ülkelerinin çıkarlarını
gözeten siyasi maksatlarla, bazen de aşırı yüzeysel gözlem ya da araştırmalar
neticesinde yanılgıyla Kürtçe´nin bağımsız bir dil olmadığını, eski ya da yeni
Farsça´nın bir lehçesi olduğunu öne sürmüşlerdir. Kürt dili konusunda bu tür
bilinçli çarpıtma ya da yanılgıları öne sürenlerin sayısı bir-iki kişiyi
geçmezken Kürt lehçeleri üzerinde hayli farklı görüşler ileri sürenlerin sayısı
da az sayılmaz.
Diğer yandan bir gerçeği kabul etmek gerekir ki iyi niyetli bilimsel amaçlı
araştırmalar da oldukça az olmalarının yanısıra Kürt dili ve lehçeleri konusunda
birbiriyle çelişen görüşler öne sürmüşlerdir. Bu alanda da belirsizliklere
rastlanmaktadır. Bütün zorluk, belirsizlik ve eksikliklere rağmen Kürt dilinin
ses, sözcük ve cümle yapısı üzerinde yapılan araştırmalar, Kürt dilinin uzun
tarihsel bir dönemden beri süregelen özgün bir gelişme sürecine sahip bağımsız
bir dil olduğunu kanıtlamış ve dilbilimi alanında bu gerçek kendini kabul
ettirmiştir.
Buna göre, Kürtçe; Hint-Avrupa dil ailesinin Hindu-Irani kolunda Irani bir
dildir ve onun kuzey-batı Irani grubundandır. Bilindiği gibi, dilbilimciler,
dünya dilleri üzerinde çeşitli yönlerden yaptıkları araştırmalar sonucunda bu
dilleri başta köken olmak üzere değişik bakımlardan birbirlerine olan yakınlık
ya da uzaklıklarına göre ayırmış, başka dillere göre kimi dilleri birbirlerine
yakın bularak onları aynı dil ailesi içinde saymışlardır. Dünya dilleri şu dil
ailelerine ayrılırlar:
1) Hint-Avrupa Dilleri Ailesi
2) Sami Dilleri Ailesi: Arapça, Ibranice, Akatça gibi dilleri içine alır.
3) Bantu Dilleri Ailesi: Güney ve orta Afrika bölgelerindeki kimi dilleri içerir.
4) çin Dilleri Ailesi: çin ve Tibet dillerini içine alır.
5) Ural-Altay Dilleri Ailesi: Bu dil ailesine Fince, Macarca, Estonca, Uygurca,
Samuyetçe, Türkçe, Moğolca ve Mançuca girer.
Kürtçe´nin içinde yeraldığı Hint-Avrupa dilleri ailesi, Asya ve Avrupa kolu
olarak ikiye ayrılır. Bu dil ailesinin Avrupa kolu da Cermen dilleri, Roman
dilleri ve Slav dilleri olmak üzere üçe ayrılır.
Cermen dilleri koluna, Isveççe, Norveççe, Danimarkaca ve Islandaca gibi
Iskandinav dilleri ile Felemenkçe, Almanca ve Ingilizce girer.
Roman dilleri, Portekizce, Ispanyolca, Fransızca, Italyanca ve Romenceden oluşur.
Slav dilleri koluna ise Rusça, Ukraynaca, Bulgarca, Sırpça ve Lehce(Polish)
girer.
Ayrıca Yunanca, Arnavutça, Litvanca, Keltçe ve Baskça da Hint-Avrupa dil
ailesinin Avrupa koluna girerler.
Hint-Avrupa dilleri ailesinin Asya kolunda ise Hint-Iran dilleri bulunur.
Hint-Iran dilleri Hint ve Iran kollarına ayrılır.
Hint kolu, Sanskritçe, Sindce, Urduca, bugünkü Hintçe, Biharca, Bengalce,
Marasça, Kuçuraca, Pencapça ve Senegalce´yi içerir.
Iran koluna Eski Farsça(ondan da Orta Farsça veya Pehlevice, Orta Farsça´dan da
Yeni Farsça), Avestaca, Sogdca, Belucca, Peştuca, Osetçe ve Kürtçe gibi diller
girer.
Irani diller, gramer yapıları bakımından kuzey, batı, güney ve doğu grubu diye
dörde ayrılır. Kürtçe, kuzey-batı Irani grupta iken Farsça güney-batı grubunda
yeralır.
Dünya dilleri ayrıca yapıları bakımından üçe ayrılırlar:
1) Tek heceli diller: çin ve Tibet dilleri bu gruptandır.
2) Eklemli diller: Türkçe, Fince ve Macarca gibi diller bu gruba
girerler.
3) Bükümlü diller: Hint-Avrupa ve Sami dilleri bu gruba girerler.
Bu sınıflandırmaya göre Kürtçe bükümlü diller grubuna girer.
Kürtçenin coğrafi Dağılımı:
Kürtlerin üzerinde yaşadıkları coğrafi alanla ilgili olarak Bitlis Beyi,
tanınmış Kürt tarihçisi Şeref Han, Şerefname adlı yapıtında şu bilgiyi verir:
"Kürtlerin memleketinin sınırları, Okyanus´tan ayrılan Hürmüz Denizi(Basra
Körfezi M. E. B.) kıyısından başlar; bir doğru çizgi üzerinde oradan Malat-ya ve
Maraş illerinin nihayetine kadar uzanır. Böylece bu çizginin kuzey tarafını Fars,
Acem Irakı, Azerbaycan, Küçük Ermenistan ve Büyük Ermenistan teşkil eder.
Güneyine ise Arap Irakı, Musul ve Diyarbekir düşer. Bununla birlikte, bu
insanlatrın soyundan birçok halk ve kabile, doğudan batıya kadar birçok ülkede
yayılmışlardır.."
Günümüzde Kürtçe, önasya´da, Anadolu, Kafkasya, Fars ve Arap toprakları arasında
kalan alanda konuşulur. Bu dile batıda Türkçe, kuzeyde Ermenice, kuzey-doğuda
Azerice, doğuda Farsça ve güneyde Arapça komşuluk eder. Kürdistan toprakları,
günümüzde parçalanarak Iran, Irak, Suriye ve Türkiye devletlerinin sınırları
içine alınmıştır. Bu durumda Iran´ın batı ve güney-batısı, Irak´ın baştan başa
kuzeyi ve kuzeydoğusu, Suriye´nin kuzeyi ve Türkiye´nin doğu ile güney-doğusu
Kürtçenin anavatanıdır. Kürtçe konuşan topluluklar ayrıca Ermenistan, Gürcistan,
Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Pakistan(Pakistan Belucistan´ı),
Afganistan, Hindistan, Lübnan gibi ülkelerde bulunurlar. Horasan, Tahran, Bağdat,
Şam, Ankara, Istanbul, Konya, Izmir gibi başkent ya da büyük kentlerde de Kürtçe
konuşan yoğun bir nüfusa rastlanır. Sözkonusu ülke, başkent ya da metropollere
bazı Kürtlerin yerleşmesinin tarihi yüzyıllar öncesine dayanırken bir bölümü de
içinde bulunduğumuz yüzyılın özellikle de son onyılların zorunlu göç ve
sürgünlerinin sonucudur. Bu anlamda Avrupa ülkeleri, Amerika ve Avusturalya´da
da toplam yarım milyona varan bir Kürt nüfustan sözedilebilir.
Kürtçe´nin konuşulduğu anavatan topraklarının sınırlarını belirlemek istersek
şöyle bir tablo çizilebilir: Kuzeyde Ermenistan´da Leninakan´dan başlayarak
batıya doğru Kars, Erzurum, Erzincan illeri ile Sivas ilinin doğu yakası ve
Kayseri´nin Sarız kazasını, Kahraman Maraş´ı, Hatay ilinin Kırıkhan ilçesini
içine alacak biçimde uzanır, Türkiye-Suriye devlet sınırını aşarak Haleb´in
kuzeyindeki Afrin(çiyayê Kurmênc-Kürt Dağı) bölgesine varır. Afrini içine alarak
doğuya doğru Kobanî(Ayn Arab), Serê Kaniyê(Rasulayn), Dirbêsiyê, Amûd ve
Kamışlıya uzanır. Suriye sınırları içindeki Cizre yöresini içine aldıktan sonra
Dicle nehri boyunca güneye iner, Musul bölgesini; Sincar dağlarını, Hemrîn
sıradağlarının güney eteklerini içine alarak güneyde Irak sınırları içinde
Tikrit bölgesine kadar varır. Oradan Mendeli´yi, Piştkêw dağını içine alarak
Iran´da güneydeki Piştkêw, Pêşkêw, Balagrêwe, Baxtiyarî, Kahgêlû ve Mamesanî
yörelerinden oluşan Loristan´ın güneyine dek uzanır. Kuzeyden, doğu yakası
boyunca güneye inerken sınırlar, Aras nehrinin doğu yakasını, Iran´da Maku ve
Xoy´u, Urmiye Gölü´nün batı ve güney kıyılarını, Merexe´nin kuzeyine düşen
Sehend Dağı´nı içine alır. Oradan zikzaklı bir biçimde Ahmedawa, Mesîrabad,
Bicar(kuzey-doğudaki son Kürt şehri) ve Hemedan´ın batısındaki Esedawa´nın köy
ve kasabalarından geçer, Karêz, Ali çadder ve Isfahan´ın batısındaki Şar Kurd´a
kadar gider, oradan güneye yönelir, Kûzeyrûn ve Hesar şehirlerine varır.
Kürtçenin lehçeleri
Oldukça yaygın bir alanda konuşulan Kürtçe, içinde pek çok lehçeyi barındırır.
Kürtçenin lehçeleri üzerinde yazılan ve söylenenler birbirinden oldukça
farklılık göstermektedir. Bu alanda farklı saptamalara ve içinden çıkılamaz
karmaşık verilere rastlanmaktadır. çoğu kez lehçe, yöre, aşiret, din ve mezhep
adları birbirine karıştırıldığı için lehçeler için her bir kaynakta başka bir
isme rastlanabilmektedir. Bu yalnız araştırmacıların yapıtları açısından değil,
bizzat Kürtler açısından da böyledir. Bir lehçeye o lehçeyi konuşanlar ve
onların komşuları çoğu kez sözkonusu yöre, aşiret, din, beylik ya da mezhebin
adını vermişler ve bunun sonucunda tek bir lehçe için farklı isimler ortaya
çıkmıştır. örneğin kuzey Kürtçe lehçesinin adı, Iran Kürdistanı´nda Şikakî, Irak
Kürdistanı´nda Bahdînî, Türkiye Kürdis-tanı´nda bu lehçeyi konuşanlar arasında
Kurmancî, Zazalar(Dımıliler) arasında Kırdasî ya da Here-weredir. Güney
Kürtçesinin adı Iran Kürdistanı´nda Mukrî, Kürdistanın Türkiye ve Suriye´nin
egemenliği altındaki parçalarında ve Bahdînan bölgesinde Soranîdir. Zazaca
olarak bilinen lehçe, bunu konuşanlar arasında kimi yörelerde Zazakî, kimi
yörelerde Dimilkî, Kirdkî, Kirmanckî ya da Se-bêdir. Hewramanîye, Goranî, Kakeî,
Hewramî, Maço ya da Kurdî adlarının verildiğine kaynaklarda rastlanır.
Kürtçenin lehçeleri arasında en büyük karmaşıklık Goranî, Lurrî ve Zazakî
alanındadır. Kimileri bu üçünü bir lehçe sayarak onları Kürtçenin bir lehçesi
olarak görürken, kimileri de ayrı bağımsız bir dil olduklarını iddia etmişlerdir.
Her üçünü Kürtçenin ayrı bir lehçesi olarak görenlerin yanısıra
ikincisini(Lurrîyi) Kürtçenin dışında kabul edenler de vardır. Büyük ve Küçük
Lurr diye ayrılan Lurrî´nin Büyük Lurr kesimini Kürtçe olarak görmeyip(bunlardan
Büyük Lurrî´yi Farsçanın bir Lehçesi olarak görenlerin yanısıra onu bağımsız bir
dil olarak da görenler var) Küçük Lurr kesimini Kürt dilinin bir lehçesi
sayanlar da vardır.
Lehçeler üzerinde yeterli araştırmaların yapılıp doğru sonuçların tüm
boyutlarıyla çıkarıldığı söylenemez. Biz burada elimiz altında varolan kaynak ve
belgeler çerçevesinde kimi görüşlere yer vererek gerçeğe en yakın bulduğumuz bir
şemayı sunmaya çalışacağız.
Kürtçenin lehçeleri konusunda en eski kaynak Şeref Han´ın Şerefnamesi´dir. Şeref
Han bu eserinde şöyle der:
"Kürt topluluk ve aşiretleri, dil, gelenek ve sosyal durumlar yönünden dört
büyük kısma ayrılırlar:
Birinci kısım, Kurmanç
Ikinci kısım, Lor;
üçüncü kısım, Kelhur;
Dördüncü kısım, Goran."
Şeref Han´ın bu belirlemesini saymazsak, Kürtçenin lehçeleri üzerine
araştırmalar, içinde bulunduğumuz yüzyılın ilk yarısına kadar esas olarak
yabancılar tarafından yapılmıştır. Bu konuda tek istisna Mela Mehmûdê
Ba-yezîdî´nin çarlık Rusyası´nın Erzurum konsolosu Aleksander Jaba için 1858´de
hazırladığı ve Hekarî şivesi ile Rewendî şivesinin karşılaştırmalı bir sözlüğünü
içeren broşürdür. Mela Mehmûdê Bayezîdî bu broşürün girişinde dilbilgisi
kuralları bakımından bazı noktalara değinmeden önce Kürt dilinin de bölgesel ve
aşiretsel farklılıklardan dolayı farklı lehçelere sahip olduğunu belirterek, "
mesela, Van, Muş, Bayezid, Kars ahalisinin ve Iran ve Rusya´ya bağlı
Kurmancların konuştukları dil ile Botan, Hekariyan, Hemedan, Simtî(?),
Diyarbekir, Musul, ta Bağdat sınırına varıncaya dek (ki Süleymaniye, Şehrizur
yöreleri ile Zerza, Mukrî, Bebe ve Bilbas taifelerinden oluşur) olan ahalinin
konuştuklar dil arasında farklılıklar vardır." Mela Mehmûdê Bayezîdî bu
çalışmada, Kürtçeyi Kurmancî olarak adlandırmakta, lehçe olarak da Botan, Hekarî
ve Rewendî adlarına değinmekte, karşılaştırmalı sözlüğünü de Hekarî ve Rewendî
şiveleri açısından vermektedir.
1836-1837 yıllarında Kürt dili ve etnografyası hakkında bir kaç makale
yayınlayan G. Givrinli, Kürt dilini Yukarı ve Aşağı Kürtçe diye ikiye ayırmıştır.
Yukarı Kürtçeyi, Mukrî, Hekarî, Şukakî ve Bayezîdî diye ayıran Givrinli Aşağı
Kürtçeyi de Lurr, Gelhurr, Lekî ve Goranî diye ayırmıştır. Peter Lerch ise
Forschungen über die Kurden und die iranischen Nordchldaer, Petersburg,
1857-1958 adlı çalışmasında Kürt dilini, Zaza, Kurmancî, Kelhurî, Gûranî ve Lurî
diye beş lehçeye ayırır.
Kürt dili üzerine araştırma yapanlardan Oskar Mann Kürtçeyi, Batı, Doğu ve Güney
Kürtçesi olmak üzere üçe ayırır. Zazacayı Goranca´nın bir lehçesi sayan Oskar
Mann, Gorancayı da Kürt dilinin dışında sayar. Oskar Mann´dan sonra gelen
yabancı kimi dilciler, Kürt dilinin lehçeleri üzerinde ayrıntılı yeni
araştırmalar yapmaktan çok bizzat Oskar Mann´ın çalışmalarına dayanarak onun
görüşlerini tekrarlamışlardır. örneğin, Oskar Mann´ın 1907 yılında yayınlanan
Kurdish Persich Forschungen Mundarten Gûran besonders, Kandulai, Auramani und
Badschalani adlı Goranca üzerindeki çalışmasını gözden geçirdikten, bazı
açıklamalar ekleyip dipnotlarla da kimi konuları aydınlattıktan sonra yeniden
yayınlayan Karl Hadank bunlardan biridir.
Gorancayı bağımsız bir dil olarak kabul eden Dr. Mac Kenzie, 1961 yılında Dil
Derneği´nin yayınlanan yıllık raporunda yeralan "Kürt Dilinin Kökeni" adlı
makalesinde, Kürtçeyi bile Orta Farsçanın lehçelerinden biri, The Dialect of
Auraman(Hawramani-Luhon) adlı çalışmasında ise Hawramancayı, Kürtçe değil, Eski
Farsçanın bir lehçesi saymıştır. Kürt dilini de iki lehçeye ayıran Dr. Mac
Kenzie, bunları Yukarı Kurmancca ve Aşağı Kurmancca diye adlandırmış, aşağı
Kurmanccaya Süleymaniye, Hevlêr(Erbil), Rewandiz ve Xoşnaw yörelerinde konuşulan
Kürtçeyi dahil ederek Süleymaniye ağzını bunların temeli saymıştır. Akre ve
Surçi ağızlarını da, Akre, Surçi, Amediye, Yukarı Berwar, Gullî, Zaxo va Şêxan
yörelerinde konuşulan Kürtçenin esası olarak kabul etmiştir.
E. B. Soane, Grammar of Kurmanji or Kurdish Language, (London, Luzak and
Company, 1913) adlı eserinde Kürt dilini üç lehçeye ayırarak ilk ikisine
Kürtçenin temel lehçeleri demiştir. Soane´nin ayırımı şöyledir:
a)Yukarı Kurmancca
b) Aşağı Kurmancca
c) Lurce, Zazaca, ve birbirlerine yakın olmalarına rağmen Hewramî ile Goranca.
Türk sosyologu Diyarbakır´lı Ziya Gökalp, aşiretleri iskan etme projesinde
yararlanmak üzere Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin istemi üzerine 1922´de
hazırladığı, 1975´te Komal Yayınevi, 1992´de de Sosyal Yayınları tarafından
Türkiye´de yayınlanan Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler adlı
eserinde, Kürtleri Kurmanc, Zaza, Soran, Gûran(Goran) ve Lur olmak üzere beş
kavme ayırmakta, henüz tahkik etmediğini söylemekle beraber, Gûran ve Zaza
lisanlarının birbirlerine yakın olduğunu yazmaktadır. Aynı raporunun ilk
değerlendirmesinde, Bahtiyari lisanının Sorancaya, Kalhur lisanının Gûrancaya
ilhakını mümkün gören Ziya Gökalp sonradan bunu tashih ederek "Bahtiyari
lisanının Lurcaya, Kalhur lisanının Sorancaya mensup olduğu Şerefname´nin
şahadetiyle anlaşılıyor" diye yazmaktadır. Ilk çalışmasında"Gûran, Bahtiyari,
Kalhur lisanlarını ayırırsak elimizde istiklalleri malûm olmak üzere dört lisan
kalır: Kurmanc, Zaza, Soran, Lur" diyen Ziya Gökalp sonraki tashih yazısında "Gûranca,
Zazaca, Dünbüli lisanları aynı lisanın isimleri olduğu gibi, Kalhur, Baban,
Soran isimleri de aynı lisanın muhtelif adlarından ibarettir. Bahtiyarî ve Lûr
isimleri de yine aynı lisanı gösterir. Isimlerdeki bu taadüdün sebebi Kürt
kavimlerinin muayyen isimlerinin olmamasındandır... O halde Kürtlerin bir kavim
olmayıp dört kavim oldukları ve binaenaleyh Kürtçenin de birbirlerinin
mensupları tarafından katiyen anlaşılmayan dört muhtelif lisana alem olduğu
anlaşılıyor. Bu dört lisan şunlardır: Kurmanc lisanı, Zaza lisanı(Gûranca,
Dünbüli), Soran lisanı(Baban, Kalhur), Lûr lisanı(Bahtiyarî, Fîlî[Fêlî], Lek)"
sonucuna varmaktadır.
Ziya Gökalp, sözkonusu çalışmasında, "Bu dört lisanın sahipleri birbirlerinin
dillerini anlamazlar. Sarf, nahiv, lûgat itibariyle aralarında büyük farklar
vardır. Binaenaleyh aradaki farklar lehçe farkları değil, lisan farklarıdır.
Bu dört dilin her biri, lisaniyat itibariyle müstakil
bir lisandır. Her biri müteadit lehçelerden de mürekeptir.
Bununla beraber bu dört lisan birbirine tamamiyle yabancı da değildir. Hepsi ´Kürdî-i
Kadim´ namı verilebilen eski bir Kürtçenin müştaklarıdır. Neo-Latin lisanlariyle
Latince arasında ne gibi rabıtalar varsa, Kürdî-i Kadim ile bu yeni Kürtçeler
arasında da o rabıtalar vardır" diye yazmaktadır.
Araştırmaları esas olarak Kurmanc aşiretiyle ilgili olan Ziya Gökalp
Kurmanccanın "lehçeleri"ne de değinmektedir:"Kurmanc lisanının kaç lehçeye
ayrıldığı henüz ilmi bir tetkikle meydana çıkarılmamıştır. Yalnız Ahmed-i Hani
Mem û Zin adlı kitabında kullandığı lehçelerden bahseder-ken aşağıdaki beyitte
üç lehçenin isimlerini sayıyor.
Bohtî û Mehmedî û Silîvî
Hin la´l û hinik ji zêr û zîvî
Manası: [Kullandığım kelimeler] Bohtî, Mehmedî, Silîvî lehçelerine mensuptur.
Bazısı la´l, bazısı altın, bazısı da gümüştür." Buradan hareketle Ziya Gökalp de
Kurmanccayı Bohtî, Mehmedî ve Silîvî diye üçe ayırarak bu lehçelerin konuşulduğu
yöreleri ve konuşan aşiretleri saymaktadır.
Kürt bilgini Tewfîq Wehbî, Kürt dilinin lehçeleri konusunda Soane ile aynı
görüşleri paylaşmaktadır.
Tanınmış yazar Alaeddîn Seccadî, Destûr û Ferhengî Zimanî Kurdî, Erebî û Farisî
adlı eserinde "Kürt dilinde iki büyük lehçe bulunur" diye belirttikten sonra
şöyle der:" Bugün ´Bahdînan´ lehçesi denen ´Botan´ lehçesi. Türkiye ve Suriye
Kürtleri ile Musul ilçelerinin Kürtleri bu lehçeyle konuşurlar. Ikinci olarak da
bugün ´Soran´ lehçesi denen ´Mukri´ lehçesi ki diğer Kürtler yani Irak´ın
kuzeydoğusu ve doğusu ile Ardelan ve Mükriyan Kürtleri bu lehçeyi konuşurlar."
Kürt dili ve edebiyatı üzerine değerli çalışmaları olan Dr. Kemal Fuad, Kürt
dilini aşağıdaki ana lehçe ve şivelere ayırır:
1) Batı Kürtçesi(ki kimi buna Yukarı(kuzey) Kirmancca der)
a- Afrînî
b- Cizîrî ve Botanî
c- Sincarî
ç- Badînî
d- Hekarî
e- Şikakî
2) Doğu Kürtçesi(ki bazıları buna Aşağı(güney) Kurmanccası, bazıları da
Orta(merkez) Kürtçesi derler)
a- Soranî
b- Silêmanî
c- Mukrî
ç- Sineyî
3) Güney Kürtçesi
a- Xaneqînî
b- Feylî
c- Kirmanşanî
ç- Lekî
d- Kulgayeyî
e- Kelhorî
f- Perewendî
4) Goran-Zaza Kürtçesi
a- Hewramanî
b- Kenûleyî
c- Gehwareyî
ç- Bacelanî
d- Zengeneyî
Kendisinin Güney Lehçesi dediği lehçeye kimilerinin Lurrî dediğini belirterek
bunu eleştiren Dr. Kemal Fuad, sadece Büyük Loristan´da konuşulan lehçeleri Lurr
olarak kabul etmekte ve bunları Kürtçenin lehçeleri arasında saymamaktadır.
Başka kimi kaynaklarda Küçük Lurr olarak geçen ağızlara Lurr denmesini eleştiren
Dr. Kemal Fuad bunları Güney Kürt lehçelerinin içinde saymaktadır.
Fuad Heme Xurşîd, Zimanî Kurdî, Dabeşbûnî Cografyayîy Dîyalêkte-kanîy(Kürt Dili
ve Lehçelerinin Coğrafi Dağılımı) adlı çalışmasında Kürtçe lahçelerini şöyle
sınıflandırır.
1) Kuzey Kurmanccası

a- Bayezîdî
b- Hekarî
c- Botanî
ç- Şemdînanî
d- Behdînanî
e- Batı diyalekti
2) Orta Kurmanccası
a- Mukrî
b- Soranî
c- Erdelanî
ç- Silêmanî
d- Germiyanî
3) Güney Kurmanccası
a- Asıl Lurr
b- Bextiyarî
c- Mamesanî
ç- Gohgilo
d- Lek
e- Kelhurr
4) Goran
a- Asıl Goranî
b- Hewramanî
c- Bacelanî
ç- Zazaca
Fuad Heme Xurşîd, hem Büyük hem de Küçük Lurrîyi Kürtçe olarak kabul ederek
onları Güney Kurmanccası arasında saymıştır. Kürt dili lehçeleri ve özellikle de
Hewramanca üzerine değerli araştırmaları olan Mehemed Emîn Hewramanî, Zarî
Zimanî Kurdî Le Terazûyî Berawird da adlı çalışmasında Kürt lehçelerini şöyle
sınıflandırır;
1- Yukarı Kirmancca(yanlışlıkla da olsa yaygınlaştığı için ya da
Bahdînî),
2- Orta Kirmancca(yanlışlıkla da olsa yaygınlaştığı için ya da
Soranca),
3) Aşağı Kirmancca(yanlışlıkla da olsa yaygınlaştığı için ya da
Goranca). Sonra, Gorancayı da aşağıdaki şivelere ayırır:
a- Hewramanca
b- Lurrce
c- Bacelanca
ç- Zazaca
M. E. Hewramanî, Bacelanca´nın da Zengene ve Şebek´i içine aldığını kaydeder.
Kürt dili üzerine özellikle de Zazaca konusunda değerli çalışmaları olan Kürt
yazar ve dilbilimcisi Malmîsanij, Kürtçeyi beş ana lehçeye ayırarak şöyle
sıralar:
1- Kuzey Kürtçesi veya Kurmanci lehçesi
2- Merkezi Kürdistan´da konuşulan Kırmanci Lehçesi: Bu lehçeye
zaman zaman Güney Kürtçesi(Kirmancî Xwarû) veya yanlış olarak "Soranî" de denir.
3- Kirdkî, Kirmanckî(Kirmancî), Zazakî veya Dimilî(Dimilkî) adlarıyla
bilinen lehçe. (Malmîsanij burada Zazacanın en belirgin iki şivesi o-larak
Dersim şivesi ile çewlîg-Dîyarbekir-Sêwreg şivesini sayar.)
4- Gorani lehçesi: Hewramî lehçesi olarak da adlandırılan bu lehçe
Kirdkî(Zazakî, Dimilkî) lehçesine yakın bir lehçe olup Iran ve Irak
Kürdistanı´nda az sayıda Kürt tarafından konuşulur.
5- Güney Kürdistan´da konuşulan diğer Kürt lehçeleri grubu: Bu
grubun Kermanşahî, Lekkî, Lurrî, Sencabî ve Kelhurî gibi değişik adlarla anılan
kolları vardır ki bunlar Iran ve Irak sınırları içinde bulunan Kürtlerin bir
bölümünce konuşulur.
Mehemed Emîn Hewramanî, Zarî Zimanî Kurdî le Terazûyî Berawird da adlı
çalışmasında Oskar Mann´ın daha önce değindiğimiz ve sonraları Karl Hadank
tarafından yeniden yayımlanan eserinde, Goranca lehçelerinin asağıdaki biçimde
tespit edildiğini belirtir:
"Hewramanca(Auramani)
Kendulece(Kndulei)
Bacelanca(Bajlani)
Bêwenijce(Biwniji)
Gehweraca(Ghwarai)
Rejawca(Rijabi)
Seyyidce(Syyidi)
Zerdece(Zrdai)"
Minorski´nin aynı Goran lehçelerini tekrarladığını, fakat Bewenijce, Gehweraca
ve Rejawca´nın yerine Gelhur, Lek, Feyli ve Kakeyiceyi getirdiğini belirten M.
E. Hewramanî, " bu aslında aşiret, din ve dilleri bir tür birbirine
karıştırmadır"(23) diye yazar. Emin Zeki Bey´in de, Xulasetu Tarixu´l Kurd we
Kurdistan adlı eserinde Hewramanî lehçesini Tacikçe bir dil olarak gördüğünü
belirten ve kendisi de Hewramanlı olan M. E. Hewramanî, onun bu görüşüne
herhangi bir kanıt getirmediğini, anlaşıldığı kadarıyla Minorski´nin görüşlerini
aktardığını yazar.
Süleymaniye üniversitesi öğretim üyesi Dr. Izzedin Mustafa Resul, Zimanî
Yekgirtûyî Edebîy Kurdî(Kürtçenin Ortak Edebiyat Dili) adlı eserinde
Hewramancayı Kürt lehçelerinden biri sayar.
Mehemed Merduxî, Kürt lehçeleri konusunda Şeref Han´ın görüşlerini paylaşarak
bunları Kırmanc, Goran, Lurr, ve Gelhurr diye dörde ayırır.
Tewfîq Wehbî ile Edmonds, A Kurdish Dictionary , (Tawfiq Wahby & Edmonds, Oxford
at the Clarendon press, 1966) adlı sözlük çalışmalarında Hewramani Kürtçesi
sözcüklerini de Kürtçe sözcükler arasına katmışlardır. Ayrıca Tewfîq Wehbî, Dr.
Mac Kenzie´nin 1961´de yayınlanan makalesine cevap niteliğinde yazdığı bir
makalede, Hewramanca Kürtçesinin Kürt dilinin eski lehçelerinden olduğunu
vurgulamıştır.
Profesör Qanatê Kurdo, Haletekanî Cins û Bînayî Berkar Le Zaza da (ZaZacada
Erillik-Dişillik ve Nesne) adlı makalede, karşılaştırmak suretiyle Zazaca ve
Yukarı Kirmanc lehçelerinin aynı dil olduğunu aydınlat-mıştır.
Major Soane, Kurdish Grammar (Kürtçe Gramer) adlı yapıtında Zazacayı Kürtçenin
lehçelerinden biri saymıştır.(25) Kürt dili konusundaki görüşlerde kendini en
çok Oskar Mann´a yakın bulan Dr. Kemal Fuad, başta Oskar Mann olmak üzere
Goranca-Zazacayı Kürtçe saymayanların görüşlerini eleştirerek bunların Kürtçenin
birer lehçeleri olduğunu belirtmektedir: "Oskar Mann´ın da aralarında olduğu
kimi dilciler, Goran-Zaza grubu lehçelerini Kürtçe saymazlar.Bu alanda ben
farklı düşünüyorum: Bu grubun lehçeleri, Kürtçenin diğer grup lehçeleriyle
leksikoloji bakımından farklılıklar göstermekle beraber, bunlar da Kürtçe gibi
kuzey-batı Iranî grubuna dahildirler. Coğrafik bakımdan da Kürdistan toprakları
içine girerler. Ekonomik, sosyal ve siyasal ilişkileri de diğer uluslara nazaran
Kürtlerle daha güçlüdür. üstelik Gorancanın şivelerinden biri olan Hewramî uzun
bir süre(16. yüzyıldan 20. yüzyıla dek)Kürdistan´ın geniş bir yöresinde(Doğu ve
Güney Kürdistan´da) edebi dil olmuştur. Ulusal bakımdan da bunlar kendilerini
Kürt olarak görmekteler."
Mehemed Emîn Hewramanî´ye göre de, varolan eski kaynaklar, Hewramanî Kürtçesinin
eski bir dil olduğunu, sadece(132 Hicri yılında kurulan) Baba Ardelan Beyliği
boyunca değil daha eski zamanlara giden ve Avesta dilinden dönüşen, din ve
edebiyat dili olduğunu gösterirler. M. E. Hewramanî, şöyle yazar:
Şêx Se´dî[yê Şîrazî] bir beytinde şöyle der:
Geh be Tazî astînî ber men zened gûyed "te´al"
Geh be Kordî gûyedem "borê nişîne w nan were"
(Bazen el edip bana Arapça "te´al" der
Bazen de Kürtçe "borê nişîne w nan were" der. M. C.)
Bu beyitte geçen "borê nişîne w nan were" Hewraman lehçesiyledir ve "gel otur
ekmek ye" anlamındadır. O dönemde(13. yüzyıl M.C.) Se´dî[yê Şîrazî] Hewramanca
lehçesine Kürtçe demiştir.
Sultan Sehak´ın Ehli Hak taraftarları için manzum olarak söylenen Kürtçe Yaresan
Ilahileri Hewramancadır. Meşhur Kürt şairi Xanayî Qubadî´nin kendisi Şirin ile
Husrev destanını Kürtçe manzumlaştırmak istediğini söyler. Ona göre Kürtçe
Farsça´dan eksik değil, ondan daha şirindir. Onun için şöyle der:
Ce lay aqilanê sahib eql û dîn
Dana buzurganê Kurdistan zemîn
Rast en mewaçan Farisî şeker en
Kurdî ce Farisî bel şîrînter en
......
Ce ´ersey dinyay dûn bedfercam
Be destûrê nezmê Nîzamî meqam
Be lefzê şîrînê Kurdistan temam
Pêş buwan meh´zûz baqî weselam.
(Akıl ve din sahibi akıllılarca
Kürdistan´ın büyük bilginlerince
Doğrudur, "Farsça şekerdir" denir
Fakat Kürtçe Farsçadan daha şirindir.
Bu aşağılık fani dünyada
Nizamî makamın manzum usulünce
Tümü Kürdistan´ın tatlı sözleriyle
Xanayî Qubadî Şirin ile Husrev destanını yazdığında, Hewramanca Kürt edebiyat
dili olmasaydı ne bu lehçeyle yazar ne de ona Kürtçe derdi."
Ehli Hak´ın kutsal defterlerindeki ilahilerin söylenişi için iki lehçe
kullanılmıştır. Defterler, Hewraman lehçesine, "Kurdî"(Kürtçe, bazen de "Kurdîyî
Awramanî"(Hewramani Kürtçesi), Caf şivesine de "Cafî Awramanî(Hewraman Cafçası)
demişlerdir. Bu bilgiyi veren derlemeci Abîdînî Caf(Abîdîn Başçawûş) sözkonusu
ilahilerin sözlerinin ve dini kütüphanelerinde varolan yazıların 880 yıl
öncesine dek gittiğini belirtir.
Vermeye çalıştığımız bilgiler ışığında, Büyük Lurr şiveleri dışında, Küçük Lurr
de dahil Gorancanın bütün lehçeleri ile Zazaca lehçesinin Kürt dilinin lehçeleri
arasında olduğu gerçeğini kabul etmek, Büyük Lurrlarla ilgili olarak da bu
lehçenin tartışmalı olduğu gerçeğini gözönünde bulundurmak gerekir
Sonuç olarak Kürt dilinin lehçeleri, şiveleri ve coğrafik dağılımları ile ilgili
olarak aşağıdaki veriler sunulabilir:
1- Kuzey Kürtçesi(ya da Kurmancî/Kirmancî):
Kuzey Kürt lehçesi, en geniş yayılma alanına sahip olan bir lehçedir.
Kürdistan´daki yayılma alanı, doğudan bir hat çizilmeye başlanırsa, Urmiye
Gölü´nün batı kıyısından başlayarak güneydoğuya doğru iner, Şino şehrinin
kuzeyinden, Kêleşin vadisinden Iran-Irak sınırını geçer, Helgurd´e varıncaya dek
uzar. Oradan Rewandiz nehrinin kuzey kıyıları boyunca ta Zêyî Badînan(Büyük
Zap)´a varıncaya dek gider. Buradan da Dicle nehrine dökülünceye dek Zap´ı
takipeder.(29) Urmiye Gölü´nden kuzeye doğru Kotur ve Xoyu içine alarak Aras
nehrine kadar uzar, Kars, Erzurum, Muş, Bitlis´i içine alır Güneydoğu
Toroslar´ın kimi zaman doğu yamaçlarını, kimi zaman da eteklerini boyluboyunca
takip eder, Siirt il sınırlarını, Kozluk, Silvan, Kulp, Lice, Bismil kazalarını,
Diyarbakır vilayet sınırlarını, Ergani´yi, Deşta Gewran ve Karacadağ yöresini
içine alacak biçimde Siverek´in doğu, güney ve güneydoğu bölgesini, Hilvan
kazasını, Gerger hariç Adıyamanı, Malatya´yı Maraş´ın kuzey, doğu ve güney
yörelerini içererek Gavur Dağı´nın doruklarına kadar uzanır, Hatay´ın Kırıkhan
ve Haleb´in Afrin ilçelerini içine alır. Oradan Dicle nehrinin Zap suyunu aldığı
noktaya dek Kürtlerin yaşadıkları topraklarda Kuzey Kürtçesi(Kurmanci)
konuşulur. Tunceli´nin Pertek ve Mazgirt kazalarında, Elazığ´ın Maden, Sivrice
ve Palo dışındaki kazalarında, Bingöl´ün Karlıova kazasında ve Sivas´ın Kürtçe
konuşulan yörelerinin çoğunluğunda da bu lehçe konuşulur. Bu lehçe ayrıca
Lübnan, Ermenistan, Gürcistan, Azerbaycan Kazakistan ve diğer Orta Asya
cumhuriyetlerindeki Kürt nüfus tarafından, Horasan ve Konya Kürtleri ile Ankara
Kürtlerinin bir bölümünce konuşulur.
Kuzey Kürtçesinin şiveleri şöyle sıralanabilir:
a- Batı Kurmanccası: Afrin bölgesinden başlayarak Antep, Kırıkhan, Maraş,
Adıyaman ve Malatya Kürtleri ile Urfan´ın Suruç, Birecik ve Halfeti Kürtlerinin
konuştukları şive. Genel olarak Fırat nehrinin batı yakası Kurmanclarının
konuştuğu şive denebilir. b- Rewendî: Van Gölü´nün kuzeyinde kalan topraklardaki
şive. Doğudan Şikak bölgesinden başlar, Aras nehrine kadar olan yerler, Kars,
Ağrı, Erzu-rum, Van, Muş ve Erzincan Kurmanclarının konuştukları şivedir.
c- Şikakî: Urmiye gölü, Şemdinan ve Başkale arasındaki yörelerce konuşulur
ç- Hekarî: Şırnak´ın hemen güneyinden başlayarak Hakkari ili sınırları içindeki
Kürtlerce konuşulur.
d- Botî: Suriye ve Türkiye sınırları içindeki Cizre Kürtlerinin, doğuda Zaxo´nun
kuzeyinden başlayarak Şırnak´ın hemen güney ve batısından Eruh´u içine alacak
biçimde Van Gölü´nün güneyine kadar uzanan, Bitlis´in doğu ve güney bölgelerini,
Siirt´i, Batman çayı´na kadar olan yöreleriyle Batman´ı ve Mardin´in doğu
yörelerini içine alan topraklardaki Kürtlerin konuştukları şive.
e- Bahdînî: Zaxo, Amadiye , Akre, Zêbar yöreleri ile Duhok Kürtlerinin
konuştukları şive.
f- Sincarî: Sincar Dağı ve Şêxan yöresi Kürtlerinin konuştuğu şive.
g- Orta Kurmancca (ya da Silîvî-Kîkî-Milî) Diyarbakır ilinde, Mardin ilinin doğu
yöresinin dışında kalan yörelerde, Urfa´nın Fırat´ın doğu yakasına kadar uzanan
topraklarında kalan Kürtler ve Elazığ´ın doğu ve güney yörelerindeki
Kurmanclarca konuşulan şive.
2- Merkez Kürtçesi (ya da Soranî):
Bu lehçenin sınırları Kurmanci lehçesi için belirttiğimiz güney sınırlarından
başlar, güneye doğru Sîrwan çayı´na ve Xaneqîn´e varıncaya dek devam eder.
Güneyde Hemrîn Dağları´nın güneyinden doğuya doğru döner ta Sehend dağına,
Mesirabad, Bicar ve Esedawa´ya kadar uzanır. Güney sınırının eni de
Melayir-Kirmanşah-Qesri Şirin-Xaneqin ana yoluna kadar varır.(30) a- Soranî:
Zêbar yöresi hariç bugünkü Hewlêr vilayeti ve kazaları.
b- Silêmanî(ya da Babanî): Süleymaniye, Kerkük, Kifrî, Qeretepe, Tuz-Şiwan
yöreleri ile Xaneqîn´in bazı köylerini içerir.
c- Mukrî: Şino, Nexede, Meraxe, Mîyandiwaw, Şahîndij, Saqiz, Bokan, Bane ve
Serdeşt Kürtlerinin konuştuğu lehçe.
ç- Sineyî: Sine(Senendec), Bicar, Kengewer ve Rewanser ile Ciwanro´nun
kuzey yörelerinde konuşulur.
3- Güney Kürtçesi:
Kuzeyde Melayir-Kirmanşah-Qesri Şirin anayolundan başlayarak Kürdistan´ın güney
sınırlarına kadar varan alanda konuşulur. Şiveleri aşağıdakilerdir:
a- Xaneqînî
b- Asıl Lurr( ya da Feyli)
c- Kirmanşanî
ç- Lekî
d- Kelhorî
e- Perewendî
f- Kulgayeyî
4- Goran Kürtçesi:
Goran şivelerini konuşanlar, Bağdat-Kermanşah yolunun kuzeyindeki dağlık
bölgede, Hewraman dağlarının doğu ve batı yakalarında, ayrıca Paweh ve Kendule
yöresinde, Musul´un doğu ve kuzeyinde; Xazır çayının Zap Suyu´na döküldügü
yörelerde yaşarlar.
"Goranların yaşadıkları coğrafi bölgeler, eski tarihlerde lehçelerinin oluşmaya
başladığı dönemlerde, yukarıda belirttiğimiz bölgelerden çok daha geniş ve
büyüktü. 18. yüzyılda üzerinde yaşadıkları toprakların bugün üzerinde
yaşadıkları topraklardan geniş olduğu kuşkusuzdur. 18. yüzyılın sonu ile 19.
yüzyılın başlarında Süleymaniye Beyliği´nin çağdaş ve yeni bir biçimde ortaya
çıkması, bir dereceye kadar Goranların üzerinde yaşadıkları toprakların daralıp
küçülmesi hesabınaydı. Böylece Kürtçenin Güney Kurmancca lehçesi(Merkez
Kürtçesi, Süleymaniye şivesi M. C.) Süleymaniye Beyliği´nin resmi dili olarak
oluştu. 18. yüzyılın ardından gelen yıllarda adım adım Goran lehçesinin yerini
daraltarak onun aleyhine gelişti.
Goran lehçesi, Baba Ardelan´ın 4. yüzyılda kurduğu Ardelan Beyliği döneminde
yaygındı. Baba Ardelan, Moğolların harabettiği Şarezor´u yeni-den bayındır hale
getirerek beyliğinin başkenti yaptı. Goranların Zagros´un doğusundan Şarezor´a
doğru yayılmalarının bu olayla başlamış olduğu uzak bir ihtimal değil.
Kakeiler(Ehl-i Hak, Ali Ilahiler) Şarezor´u kutsal yerleri haline getirdiler.
Gorancayı da dinlerinin dili yaptılar. O dönemde Şarezor´da şiir dili
Goranca´ydı. Kakeilerin dinsel edebiyatları da şiirle başlamıştı. Bugüne kadar
da bu, böyle kaldı.
Şunu da belirtmek gerekir ki Kerkük, Kifrî, Xaneqîn ve Sîrwan çayı
yu-karısındaki aşiret ve oymaklar, örneğin; Zengene, Cebarî, Şiwan, Bîbanî,
Talebanî ve diğerleri Goran aşiretlerindendi. Bunların yazılı klasik
edebiyatları ve folklorları vardı ve Goran lehçesiyleydi. Fakat Süleymaniye
Beyliği´nin gelişip güçlenmesiyle, Aşağı Kurmanc lehçesi yavaş yavaş bu yöreleri
işgal etti."
a- Hewramanî: Sîrwan çayı´nın üst tarafına düşen Hewraman yöresi Kürtleri bu
şiveyi konuşur. Hawraman dağlarının batı tarafı, Halebçe ve Pêncwîn arası
yöredir, doğu yakası ise Sine ve Kermanşah´tır. Hewraman yöresi; Hewramanî
Luhon, Hewramanî Dizlî, Hewramanî Text, Hewramanî Rezaw, Hewramanî Ciwanro ve
Hewramanî Kenduleyî diye bölgelere ayrılır.
b- Bacelanî: Zengene ve Şebek´i içerir. Musul´un doğusundan Başvaye yörelerinden
yayılarak Hamdaniye´nin kuzey ve güneyine ta Talabani ve Zengene yöresine,
ayrıca Qeretû, Horên ve Şêxan´a dek dağılmışlardır. Bacelanîler Loristan´ın
kuzeyindeki Zehaw yöresinde de yaşarlar.
c- Gehwareyî:
5- Zaza(Dimilkî, Kirmanckî ya da Kirdkî) Kürtçesi:
Türkiye´nin egemenliği altındaki Kürdistan topraklarının kuzeybatısında kuzeyde
Erzurum ve Erzincan´dan güneyde Adıyaman´ın Gerger ilçesine, Güneydoğu
Torosların doğu ve güney eteklerinden Sıvas´ın Zara kazasına kadar uzanan bir
alanı kapsar. Adıyaman´ın Gerger ilçesinde, Urfa´nın Siverek kazasının içi ve
kuzeyine düşen köylerinde, Diyarbakır´ın çermik, çüngüş, Piran ve Hani ilçeleri
ile Lice, Hazro, çınar ve Kulp ilçelerinin bazı köylerinde, Siirt´in Kozluk,
Sason ve Baykan ilçelerinin bazı köylerinde, Bitlis´in Mutki kazası ile bazı
köylerinde, Muş´un Varto kazasının bazı köylerinde, Erzurum´un Hınıs ve Tekman
kazalarının bazı köylerinde, Erzincan´ın içinde ve bazı köy ve kazalarında,
Tercan´ın içi ve köylerinde, Sivas´ın Zara kazasının Beypınarı nahiyesi ile bazı
köylerinde,Tunceli ili ile Pülümür, Nazimiye, Ovacık, Hozat ve çemişkezek
kazalarında hemen tamamiyle, Elazığ´ın içi ile Maden ve Palo kazalarının
tamamında. Karakoçan´ın yarıya yakın bölümünde, Bingöl ili ile Genç ve Kiği
kazalarının tamamında, Solhan´ın çoğunluğunda ve Karlıova´nın az bir kesiminde
Zaza lehçesi konuşulur. Diyarbakır´ın içinde de çoğunluk Kurmanc olmakla beraber
Zazaca konuşan önemli bir nüfus yaşar.
Zaza lehçesi ikiye ayrılır:
a- Dersim şivesi: Tunceli, Erzincan ve Sivas´ta konuşulur.
b- Doğu(çewlîg-Diyarbekir-Sêwreg) şivesi. Bingöl, Elazığ, Diyarbakır, Siverek ve
Gerger´de konuşulur.