Sonu belli olan filmleri izlemek istemiyoruz

 Türkiye basını, son bir hafta İtalyan performans sanatçısı olarak bilinen ve gerçek adı Giuseppina Pasqualino di Marineo olan barış yolcusu Pippa Bacca'nın tecavüze uğrayıp hunharca öldürülmesine ve İtalyan halkından dilenen özürlere sayfalarını ayırdı. Medya Pippa Bacca'nın öldürülmesini günah çıkararak ve olayı kişiye indirgeyerek, 'sapık eğilimli' birinin yaptığı münferit bir yaşanmışlık olarak ele aldı. Bacca'nın kızkardeşi Antonietta Pasqualino'nun yaptığı, 'Umarım bundan sonra Türkiye'ye böyle trajik bir olay yüzünden değil, güzel bir tatil için gelirim' açıklaması ise, 'yüreklere su serpti.' Yoksa mazallah bir de dünya çapında 'tecavüzcü ülke' olarak anılmak var işin ucunda. Bu 'iftira' 'ulusal gururumuz'da onulmaz yaralar açabilirdi, sonra nasıl düzeltirdik imajımızı.

Yarım kalan yolculuk

Pippa Bacca, yolculuğuna 8 Mart 2007'de giydiği beyaz bir gelinlikle, sanatçı arkadaşı Silvia Moro'yla 'dünya barışı' için İsrail'in Filistin'e yönelik saldırılarını durdurması amacıyla başlamıştı. Çıktığı yolculuk elbette zor olacaktı. Farklı ülkelerden geçerek Filistin'e ulaşmaktı amacı. Bu zorlu yolculukta yaşanacaklara tabiki göğüs gerecekti. Ama Pippa Bacca, barış yolculuğunun Türkiye'de tecavüze uğrayarak, ölümle sonlanacağını hiç hesaba katmamıştı. Otostop yaparak hedefine ulaşmayı amaçladığı bu meşakkatli yolda, hem dünya barışı için yürüyecek hem de insanların güvenilir olabileceklerini gösterecekti herkese Pippa Bacca. Fakat Pippa'nın düşündüğü gibi olmadı hiçbir şey ve barış yolculuğu Türkiye'de tecavüz ve hunharca işlenen bir cinayetle yarım kaldı.

Pippa Bacca'nın tecavüz edilerek acımasızca öldürülmesi bize Türkiye'de kadınların ne kadar korumasız ve tehditlere açık olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu olayla yaşadığımız topraklarda erkek hakimiyetinin, zihniyetinin ve cinsel zorbalığının acımasız yakıcılığını bir daha hissettik. Ana akım medya genelde tecavüzcü kişinin ruh sağlığının yerinde olmadığını ve bu olayın tüm Türkiye'ye mal edilemeyeceğini yazdı. Olayları ters yüz ederek ve erkek egemen zihniyeti görmezden gelen medya bir takım gerçekleri alt üst etme 'başarısını' yine göstermişti. Oysa biz kadınlar biliyoruz ki, Pippa Bacca'nın öldürülmesi geçiştirilmesi gereken münferit bir olay değil. Zira yine biliyoruz ki, bu ülkede kadınlar her gün tecavüze uğruyor, kayboluyor, namus cinayetlerine kurban gidiyor. Yani kadın cinayetleri ve tecavüz bu ülkenin en yakıcı sorunları olarak karşımızda duruyor.

Zihniyet değişikliği şart

Türkiye'de turist kadın olmak başlıca taciz ve tecavüz nedeni olabilir. Çünkü onlar yabancı, bizden değil, anamız, bacımız hiç değil dolayısıyla taciz ve tecavüzü 'hakederler.' Eminiz birçok erkek barış yolcusu Pippa Bacca hakkında 'E o da otostop yaparak bu yolculuğa çıkmasaydı, başına da bunlar gelmezdi' diye düşünmüştür. Namus anlayışının bu kadar çarpık kurgulandığı ve kullanıldığı Türkiye'de erkek egemen zihniyet kadınları hiçleştirerek her türlü tahakküm kurma hakkını kendinde buluyor. Cinselliğin tabulaştırıldığı, milliyetçi söylemlerle 'Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur' sözleriyle şekillenen ve farklılıklara tahammül edemeyen insanların bu insanlık dışı davranışlarını sergilemeleri şaşırtıcı olmamalı. Kendinden olmayana
yaşam hakkı tanımayan zihniyeti taşıyanlar, yaratılan bu kişilik karşısında söyleyecek söz bulamamanın aciziyetini yaşamamalı. Çünkü onları yaratan bu sistemin ta kendisidir. Çok uzağa değil yeni yıl kutlamalarında artık 'gelenekselleşmiş taciz' olaylarına baktığımızda, karşımıza çıkan tablodan hareketle bu toplumun giderek taciz olaylarına meyil ettiğini görüyoruz. Sıkıştırılan, taciz edilen kadınlar ve bundan duyulan utanılası 'keyif.'

Türkiye'de cinsellik hâlâ tabu. Üzerine konuşulmayan, gizli tutulan ve kulaktan dolma öğretilerle üzerine tahminler yürütülen bir alan. Bu yanlışlarla hareket eden bireyler, cinsel açlığını her seferinde kadınları taciz ederek doyurmaya çalışıyor. Feodalizmin etkileriyle birlikte erkek egemenliğinin ağır bir şekilde varlığını hissettirdiği Türkiye'de durumun normalleşmesi için demokratikleşme, sosyal adaletin gelişmesi, bireylerin özgürleşmesi ve sağlıklı bir toplum-birey ilişkisinin kurulması toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasından geçiyor. Devlet, etkin yasaları yürürlüğe koymadığı ve yetkili organlar bu yasaları uygulamadığı sürece yaşamın her alanında görülen erkek şiddetinin sorumlusu olacaktır. Tabii yasalarla birlikte zihniyet değişiklikliğini de gidilmeli. Bu zihniyet değişikliği ana akım medya içinde gerekli. Ana akım medya da tacizci yayınlarından vazgeçmeli. Yoksa sonu belli olan kadınların öldürüldüğü film karelerini hep başa sarmak zorunda kalacak. Pippa Bacca özelinde bu topraklarda yaşanan kadın ölümleri sadece kişilere mi yoksa onları yaratan zihniyete mi mal edilmeli?

NEVİN NAZMAN

Bu yazı 21 - 27 Nisan 2008 tarihli Yeni Bakış gazetesinde yayınlanmıştır