On Bin Yıllık Tarihin Tanığı: HİLAR

Müslüm Üzülmez

Arkeoloji ve Sanat Yayınları, Mayıs 2009

 

 

Sunu

Her şeyden önce, Sayın Müslüm Üzülmez Bey'in, yayınlanmak üzere hazırlamış olduğu ikinci büyük eseri olan "On Bin Yıllık Tarihin Tanığı HİLAR" için, bir sunu yazmam konusunda göstermiş olduğu ince düşüncesinden dolayı kendilerine teşekkür etmek istiyorum.

 

Kendilerini gıyaben bilmeme rağmen, benim uzun süre yurt dışında bulunmam nedeni ile, Sayın Üzülmez'le ilk karşılaşmamız, 2005 yılı Mayıs ayı başında, Erganililer Derneği'nin, Diyarbakır'daki bir gecesinde olmuştu. Gecede, "Çayönü'nden Ergani'ye Uzun Bir Yürüyüş" kitabının tanıtımını yaparken, Müslüm Üzülmez'le bizzat tanışma fırsatı bulmuştum. Tam 767 sayfalık kitabını gördüğümde, kitabı elime alıp dakikalarca incelemiştim. Sayın Üzülmez'in, büyük bir emek ve ciddi çabası sonucu ortaya çıkardığı bu eseri yazmasının ardındaki enerji ve sabrın kaynakları ne olabilirdi gibi sorular kafamdan uzun uzun geçmişti.

 

Özellikle son elli yılda hızla gelişen iletişim teknolojilerinin, medya organlarının, insanların olması gereken, kültürel ve eğitim gereksinim düzeyini yüceltici amaçlara göre değil, ticari çıkarların ön plana yerleştirildiği hedefler, ana uğraş alanı seçilerek, insanların üretkenlik ve yaratıcılık becerileri de, adeta bu tür bir koşullanmanın dar çemberi içine sıkıştırılmaktadır. Ülkemizde, üyesi olmak istediğimiz, Batı ülkeleri, hatta Doğu ve Güneydoğu Asya ülkelerine oranla, yıllık kişi başına düşen gazete, periyodik ve kitap yayınlanması ve okunması açısından çok geride kaldığımız, konuyla ilgilenen çevreler tarafından bilinen ve sık sık dile getirilen bir gerçektir. Yayınlanan basılı medya ürünlerinin içeriği ise, kalite ve düzey açısından magazin türü içerik ağırlıklıdır.

 

Sayın Üzülmez, bilinen bu gerçekler karşısında, yılmadan, gecesini gündüzüne katarak, çok zor olan bir alanda, teşvik ve desteğin kıt olduğu bir ortamda, kitap yazmak gibi çok ulvî bir görevi yerine getirmektedir.

 

Bekli de, Sayın Üzülmez, yaşadığımız Dünya'daki en önemli devrimlerin ilki sayılabilecek olan "Neolitik devrim /İnsanoğlunun göçebe yaşamdan yerleşik yaşama geçtiği dönem (Cilalı Taş Devri)"ni gerçekleştiren, "Verimli Hilal" kuşağında ki (Mısır Nil Vadisi'nden başlayan, Ürdün, Filistin, İsrail, Lübnan, Suriye, Güneydoğu Anadolu'yu içine alarak, Irak, Güneybatı İran'la, Basra Körfezi'ne kadar, Mezopotamya'yı da içeren, yaklaşık 450.000 km2 civarındaki bölge), birçok prehistorik dönem yerleşim yerinin (Jericho/Filistin, Tell Aswad/Suriye, Nevala Çore/Şanlı Urfa-Bozova, Çeme Hallan/Batman, Çayönü/Diyarbakır-Ergani, Tıl Huzur/Ergani, Papaz Gölü/Ergani, Çatalhöyük/Konya-Çumra), öncü kabilelerinin, insanoğluna hazırladıkları büyük insanlık tarihî macerasının ruhunu öylesine özümsemiş ki, yeni kaleme aldığı bu eserindeki enerjiyi ve sabrı, bu özümseme ile ancak açıklayabiliriz diye düşünüyorum. Çünkü kendileri arkeolog olmamalarına rağmen, bir arkeoloji bilim adamı titizliğinde, iğneyle kuyu kazar misali, eserinde, bilimsel yazım metoduna ve etiğine uygun bir şekilde, çok değişik bilimsel araştırma kaynaklarının sentezini, sürükleyici bir roman tadında, bizlere, Hilar'ın ve Çayönü'nün, tarih içindeki yerini ve serüvenini öğrenme fırsatı veriyor.

 

Hilar ile ilgili olarak verilen bu eserde, Sayın Üzülmez'in, kitap için sunu yazma önerisinde, beni mutlu eden ve benim için önemli olan birçok neden vardır. Bunlardan birkaçını aşağıdaki gibi sıralamak istiyorum:

 

A-Birinci neden; benim Hilar doğumlu olmamdır.

 

B-İkinci neden; Çayönü kazısının yapıldığı "Kot a Ber Çem" tarlası, Babam, Kemal Güneli'nin tapusunda olan bir tarla olması ve bu tarlayı, şu anda İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyelerinden, Sayın Prof. Dr. Mehmet Özdoğan Bey'in, Kazı Alanı sorumlusu iken, 1988 yılında, kendilerinin istediği bir yöntemle, Kültür Bakanlığı'na hibe şeklinde terk etmemdir.

 

C-Üçüncü neden; 1987 yılında Türkiye genelinde oluşturulan, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulları'ndan biri olan ve 11 İli içeren, Diyarbakır Kurulu'nun Başkan Yardımcısı iken, benim önerim ile 1989 yılında, şimdiki, Hilar Doğal ve Arkeolojik Sit Alanı kararının, Kuruldan geçirilmiş olmasıdır.

 

D-Dördüncü neden; Hilar Arkeolojik ve Doğal Sit Alanı ile ilgili olarak, Diyarbakır Kültür Müdürlüğü'nün, temin ettiği bir bütçe ile, Sit Alanının düzenlenmesi konusunda, Dicle Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü olarak, benim başkanlığımda, Mimarlık Bölümümüz öğretim üyelerinden, üç Yardımcı Doçentle birlikte, bir proje ekibi olarak çalışmalar yapıyor olmamızdır.

 

En kısa zamanda, Proje Ekibimiz tarafından bitirilmiş olacak olan, Hilar Sit Alanı Düzenleme Projesi, Sit Alanı içinde kalan ve temizlenme işlemleri, 2007 yılı, ilk çeyreğinde bitecek olan mağaraların arasındaki; yürüme yolları, seyir terasları, turistik güzergâhlar, satış noktaları, köy içi yol kaplaması ve aydınlatılması, w.c. ve fosseptik, noktaları gibi düzenlemeler içerecektir.

 

Çayönü Kazısı'nın yerinin tespitinde ve kazıyı yürüten ekibin içinde yer alan, başta Chicago Üniversitesi, Doğu Enstitüsü profesörlerinden Robert J.Braidwood, İstanbul Üniversitesi Prehistorya Anabilim Dalı profesörlerinden Halet Çambel ve sonradan kazı sorumluluğunu yüklenen Prof. Dr. Mehmet Özdoğan'ın, 1964 yılında başlattıkları kazılar ne yazık ki 1991 yılından beri, yani 16 yıldan beri yapılmamaktadır. Aradan geçen bunca yıldan sonra kazı ekibi elemanları değişmiş olabilirler. Şu andaki Kazı Ekibi elemanları (varsa ve kimlerden oluşuyorsa), eğer Çayönü Höyüğü'nün, Neolitik Dönemin önemli yerleşim yerlerinden biri olduğuna inanıyorlarsa ki buna bizce şüphe yoktur, en kısa zamanda kazıların başlatılması için gerekli prosedürleri yerine getirerek kazıların yeniden başlatılmasını gerçekleştirirler ve önemli bir bilimsel misyonu yerine getirerek konuya ilgi duyan tüm çevreleri de mutlu ederler.

 

Sayın Üzülmez'in, Hilar ile ilgili verdiği bu eserler, bence Çayönü kazısı ekibinin yaptığı çalışmalar kadar önemli bir çalışmadır. Çünkü Sayın Üzülmez'in bu çalışmalarının ve eserlerinin, Çayönü ve Hilar'ın, Prehistoria (Tarih Öncesi), dönemin, önemli bir yerleşim yeri, ve insanoğlunun evriminin önemli bir nirengi noktası oluşturduğunu destekleyen görüş ve düşüncelere, yeni bir kaynak teşkil edecektir.

 

Sayın Müslüm Üzülmez'e, insanlığın sosyal, kültürel ve ekonomik gelişiminin büyük serüveninin kaynaklarına inen, büyük özveri ve bir o kadar da, bilgi, birikim ve sabır gerektiren çabalarının sonucunda ortaya koyduğu çalışmalarından dolayı, teşekkür ediyor ve kendilerini saygı ile kutluyorum.

 

12.02.2007-Diyarbakır

Prof. Dr. Zülküf GÜNELİ