TARIH BILINCI

 

Tarih bilinci hem insanligin hemde uluslarin kaderlerinde önemli bir yer tutar. Tarih bilincine sahip uluslar genelde ayakta kalmislar, tarih bilincinin önemini farketmeyenler de ya kaybolmuslar yada yapilari dejenere olmustur. Tarihleri baskalari tarafindan yazilan uluslar, ya gercek tarihleri saptirilmis yada önemsizlestirilmistir.

 

Tarih bilinci nedir, soruldugunda, kisaca su cevabi vermek mümkün; Tarih bilinci, insanligin, belirli dili konusan ve ortak kültürel özellikler gösteren, ayni topraklar üstünde yasayan topluluklarin tarih sahnesine cikip, uluslasarak günümüze kadar gelen yasamlarini bilmek, arastirmak ve gelecek nesillere bunu yazili, cizili ve diger araclarla iletmektir.

 

Bunu basaran topluluklar, uluslar tarih sahnesinde hep varolmuslardir. Basaramayanlar ise ya tarih sahnesini terketmisler, ya baska topluluk-uluslara katilip benliklerini yitirmisler, yada dejenere olan bir yapiyla agir-aksak günümüze kadar gelebilmislerdir.

Biz kürtlere baktigimizda, tarih bilincimizin komsu oldugumuz diger toplumlardan daha zayif oldugunu görmekteyiz. Bazi komsu uluslar, tarihlerini 2000-3000 yil geriye götürebilirlerken biz kürtler 5000-6000 yil geriye götürmemize ragmen tarihimizle ilgili kalici belgeleri kendi kaynaklarimizda bulmakta zorlanmaktayiz. Ayni topraklarda birlikte yasadigimiz ve de komsu oldugumuz bir Ermeni, bir Asuri-Suryanilerin tarih bilincine baktigimizda, 2000 yil önceden kendi yazili alfabelerine sahip olup kendi tarihlerini yazmaya baslamislar, bizlerde ise yazili kaynaklarimiz ve kendimize özgü bir alfabemiz bulunmamakta. Eski sehir kalintilari, magaralardaki cizim ve heykelciklerin disinda yazili hic bir belge-kitabimiz malesef kendi tarihcilerimizden bulunmamakta. Baska uluslarin tarihcilerinden kendi tarihmizi ögrenmekteyiz. 1500 lü yillarda Serefname adli kitapla kürtler bildigim kadariyla ilk kez kendi tarihlerini kendi tarihcisi eliyle yazmislar.

 

Bulundugumuz cografyada, tarihte en cok savas ve yikimlarin oldugunu, büyük istilacilarin gecis yeri olmasi, yasadigimiz topraklarin isgale ugrayip tahrib edilmesi, ulusal-kültürel imhalarin olmasi bir neden olabilir ama herseyi dis güclerin yikimina baglamak ta, kürtlerin kendi tarih bilinci karsisindaki zayifligina temel neden olarak gösterilemez. Temel nedeni kendi icimizdede aramaliyiz. Yüzyillar süren bir ulusal direnisimizin olmasina, hala devam etmesine ragmen, kendi yazili tarihimizi, dil ve edebiyatimizi, gelistirecek tarih bilincimiz zayif oldugu gibi, binlerce yil önceden kalan tarihi yapilari, heykelleri, saray ve evleri tahribatlar karsisinda korumaktada fazla istekli degiliz.

 

Bu zayif tarih bilincini atmak zorundayiz ve tarihimize kendimiz sahip cikmaliyiz. Eski tarihimizi baska topluluklarin ve baska tarihcilerin eserlerinden, bircok önemli olaylari saptirilmis, carpitilmis haliyle ögreniyoruz. Kendi tarihcilerimizi ortaya cikarmaliyiz, var olanlar tarihcilerimizi, bin bir zorlukla yaptiklari calismalara maddi-manevi destek cikmaliyiz.

Bir cok insanimiz bati Avrupada yasarken, onlarin nasil bir tarih bilincine sahip olduklarini, köylerinde bile müzeler kurup eski dönemi yasatan festivaller düzenlediklerini, eski ve tarih olan herseyi gözleri gibi koruduklarini görmekteyiz.

 

Eski ve tarihi olan herseyi koruma bilincini edinmeli ve cocuklarimiza ögretmeliyiz. Müze, kütüphane, sergi anlayisini gelistirip bunlari kurumlastirmayi desteklemeliyiz. Eski olan herseyi müzelerde ve dogal yapisinda korumaliyiz. Tarihsel yapilarin onarimi ise cok önemlidir. Diyarbakir surlarinin bazi bölümlerinin onarimini bir kac yil önce gördügümde; ”Keske eski haliyle biraksalardi”, demekten kendimi alamadim. Sadece muteahhit zengin etmekten, delik yerlere eski yapisindan farkli taslar dizerek tarihi yapilar onarilmaz.

Yasadigimiz cografyadaki orijinal-tarihi isimler yerine, egemen olan devletin bizleri her yönüyle yok ve imha etme tavrindan dolayi, yerlesim ve cografik yerlere birsürü uyduruk isim takmislar. Bu isimleri kullanmamali, eski tarihi isimler konusunda, hem israrci omaliyiz, hemde yazdigimiz yazi ve kitaplarda orijinal isimlerini özellikle kullanmaliyiz.

 

Gecen yil Isvec te tanistigim Cermigin köylerinden gelen birine; Hangi köydensin, sordugumda bana; uyduruk türkce ismini söyleyince hem bu ismi hic duymamistim hemde sinirlenerek; Bana köyün uyduruk türkce ismini degil gercek ismini söyle; deyince eski ismini söyleyince köyü hatirlamistim. Bu bile tarih bilincimizin ne kadar zayifligini göstermektedir.

Biz kürtler, tarih bilimini, kendi tarihimizi, yasadigimiz sehir, ilce ve köy´ün tarihini bilmek icin caba göstermeliyiz. Ilk önce kendi aile köklerimizi arastirmaktan ise baslamaliyiz. Ûlkemizde gecmiste birlikte yasadigimiz, egemen devletin irkci politikalari sonucu yokedilen, göce zorlanan topluluklarin yazili kaynaklarini bulup incelemeliyiz, onlari unutmayip, canli taniklari kalmissa bulup konusup arastirmaliyiz.

 

Cermikliler olarak Cermik tarihi ile ilgili neler yapabilmeliyiz, konusunu diger yazida devam edecegim.

 

Kamil Sümbül